Sıkça Sorulan Sorular

"Ülkem İçin” Projesi 2015 ve 2017 uygulamasında neden toplumsal cinsiyet eşitliği konusu işleniyor?

Dünyada açlık sınırında yaşayan 1.4 milyar insanın %60’ını kadınlar oluşturuyor. Dünya genelinde 62 milyon kız çocuğunun eğitime erişim imkanı bulunmuyor. Eğitime, sağlık hizmetlerine, ekonomik fırsatlara erişimde cinsiyetler arası eşitsizlik maalesef tüm dünyada varlığını sürdürüyor. Bu eşitsizliğin nedenlerinin anlaşılır olmasını sağlayan en önemli kavram toplumsal cinsiyettir. Cinsiyet kavramı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı’nda (2008-2013) ele alınmıştır. Buna göre; “‘Cinsiyet’ kavramı, kadınlar ile erkekler arasındaki evrensel biyolojik farklılıklara atıfta bulunurken ‘Toplumsal Cinsiyet’ kavramı, kadınlarla erkekler arasındaki toplumsal ilişkileri belirli bir bağlama göre tanımlamakta, erkeklerle kadınlar ve erkek çocuklarıyla kız çocukları arasındaki ilişkiye ve bu ilişkinin sosyal olarak nasıl kurulduğuna değinmektedir.” Toplumsal cinsiyet kavramı, toplum tarafından kadınlara ve erkeklere bazı sorumluluklar ve görevler yüklenmesini ifade ediyor. Bu durum, çocukluktan itibaren bireylerin toplumdaki yerlerine dair belirli önyargılar ile yetiştirilmesine neden oluyor. Yapılan birçok araştırma bu önyargılar ile mücadele edilerek kadınlar ve erkeklerin eşit konuma gelmesi durumunda toplumların büyük fayda sağlayacağını gösteriyor. Örneğin OECD’nin yürüttüğü bir araştırmada, gelecek 20 yıl içerisinde iş yerlerinde cinsiyet eşitliği sağlandığı takdirde OECD ülkelerinin ekonomilerinin 2030’a kadar mevcut potansiyelinden %12 daha fazla büyüyebileceği tespit edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti 9. Kalkınma Planı hedefleri çerçevesinde ise kadının iş gücüne katılım ve istihdam oranının %24’den %29’a çıkmasının yoksulluk oranında %15’lik bir azalış yaratacağı öngörülüyor. Uzun yıllar boyunca toplumsal cinsiyet eşitsizliğine yönelik mücadele kadın hareketi tarafından yapıldı. Kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği için verdiği mücadele çok önemli. Ancak son 10 yılda giderek artan bir şekilde toplumsal cinsiyet eşitliği için, erkeklerin de kadınların yanında, birlikte mücadele etmelerinin gerekliliği Birleşmiş Milletler’in (BM) planlarına girecek kadar önem kazandı. Her yaştan erkeğin toplumsal cinsiyet eşitliği için birlikte çalışmaları hem bireysel olarak bu eşitlikten yararlanmalarına hem de daha barışçıl, huzurlu bir toplum oluşmasına yardımcı olacak. Toplumun değişmesi, kurumların, kişilerin eşitlikçi/adil yönde değişimini sağlarken doğal olarak çocukların cinsiyetlerinden dolayı ayrımcılığa uğramadıkları ve yasaklamalarla karşılaşmadıkları bir dünyanın kapılarını açabilecektir. Koç Topluluğu, 2013 yılında İş’te Eşitlik Bildirgesi*’ni imzalayarak Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazırlanan Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Raporu’nda yer alan Türkiye’nin 0,414’lik ekonomik katılım ve fırsatlar uçurumunun 3 yıl içerisinde 10%’a kadar azaltılması yönünde çalışmalara katkıda bulunacağını açıkladı. 2015 yılında ise Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi (BM Kadın Birimi-UN Women) ve BM Küresel İlkeler Sözleşmesi ortak metni olan “Kadının Güçlenmesi İlkeleri”ni imzalayan Koç Holding, BM Kadın Birimi tarafından yürütülmekte olan HeForShe kapsamında da küresel düzeyde 10 Etki Lideri (Impact Champions) arasına seçildi. Ülkem İçin Projemizi de yeni döneminde bu çalışmalara destek verecek şekilde, toplumsal cinsiyet eşitliği temasına odakladık. Böylelikle, çalışanlarımız, şirketlerimiz ve bayilerimiz olarak üzerimize bu konuda düşen görevleri yerine getirmeyi arzuluyoruz.

Toplumsal Cinsiyet nedir?

Toplumsal cinsiyet, kadınlara ve erkeklere toplumsal olarak yüklenen rolleri ve sorumlulukları ifade eder. Sosyal yönden kadın ve erkekten beklenen veya uygun görülen davranış biçimlerini tanımlanır. Toplumsal cinsiyet rolleri toplumdan topluma farklılık gösterebileceği gibi, zaman içerisinde ve/veya kriz dönemlerinde de değişiklik gösterebilir. Aynı zamanda erkeklerin ve kadınların toplumsal yaşama katılma şekli ve düzeyinde farklılıklar oluşmasına yol açar. Kadınların erkeklere kıyasla ev işlerinde daha fazla sorumluluk üstlenmesi buna örnektir.

“Ülkem İçin” Projesi “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekliyorum” uygulamasının amacı nedir?

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin nedenleri ve sonuçlarına dair toplumun tüm kesimlerinde farkındalık yaratmak ve bütüncül bir yaklaşımla iş kültüründe ve sosyal hayatta daha eşitlikçi bir yaklaşım geliştirerek rol model olmak.

“Ülkem İçin” Projesi “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekliyorum” uygulamasında ne hedeflenmektedir?

1.Toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine Koç Topluluğu bayilerine, çalışanlarına ve yöneticilerine verilecek seminerlerle toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda algı değişikliği yaratmak.

2. Koç Topluluğu genelinde yaratılan algı değişikliği ile cinsiyet duyarlı iş yeri ortamları yaratmak

3. Koç Topluluğu genelinde kadın çalışanların konumunu seviyesini ve oranını yükseltmeye yönelik uygulamalar hayata geçirmek.

4. Bayiler aracılığıyla yerelde toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda paydaşlarda (gençler, kamu çalışanları, işverenler) farkındalık yaratmak ve ihtiyaç duyulan uygulamaları hayata geçirmeleri için gerekli bilgi aktarımını gerçekleştirmek.

5. Sosyal sorumluluk çalışmaları ile projenin desteklenmesini sağlamak.

6. Yerel ve ulusal İletişim çalışmalarıyla yaratılan farkındalığı yaygınlaştırmak.

“Ülkem İçin” Projesi “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekliyorum” uygulamasında şirket ayağı uygulamaları nelerdir?

  •          Koç Topluluğu Eşitlik İlkeleri ve Uygulama Prensiplerinin hayata geçirilmesi;
  •          Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) işbirliği ile Koç Topluluğu çalışanlarına yönelik hazırlanmış “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” konulu seminerlerle toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda algı değişikliği yaratılması;
  •          Projenin etkisini artıracak toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik yaratıcı kurumsal sorumluluk önerileri/ uygulamaları geliştirilmesi;
  •          Koç Topluluğu şirketlerine ait kuruluşların toplumsal cinsiyet duyarlı iletişimi (iş ilanı, reklam, medya çalışmaları vb.) benimsemesi;
  •          Sosyal sorumluluk çalışmaları ile projenin desteklenmesi.

“Ülkem İçin” Projesi “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekliyorum” uygulamasında bayi ayağı uygulamaları nelerdir?

  •          Koç Topluluğu bayileri aracılığıyla TAPV işbirliği ile kamuoyunda “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” konusundaki bilinci artırmak üzere seminerler verilmesi
  •          Yerelde “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” konusunda Ülkem İçin elçisi olan Koç Topluluğu bayilerinin sözcü konuma gelebilmeleri için temel eğitimlerden geçmeleri,  ardından yerel sorunlara çözümleri nasıl geliştireceği ve “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” konusunda paydaş katılımını nasıl arttıracağı gibi konularda ilgili kurumlarla birlikte çalışılması ve projeler hayata geçirmesi

Koç Topluluğun Kurumsal Sorumluluk Politikası Nedir?

Koç Topluluğu, çalışanlarıyla birlikte, müşterilerinin memnuniyetini sağlayarak sağlıklı gelişmeyi, evrensel kalite ve standartlarda ürün ve hizmetler sunmayı amaçlar. Bu suretle ülkesi, müşterileri, ortakları, bayileri ve yan sanayii için güvenilirlik, devamlılık ve saygınlık simgesi olmayı hedefler. Sosyal sorumluluklarını çeşitli projeleri bizzat yöneterek, diğerlerine katkıda bulunarak ve sivil toplum örgütlerinin çalışmalarını destekleyerek sürdüren Topluluğumuz, kurucusu Vehbi Koç’un “Ülkem varsa, ben de varım” sözünden hareketle Türkiye'nin toplumsal gelişimine katkıda bulunmaktadır.

Kadın erkek eşitliği nedir?

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 10. Maddesi’nde belirtildiği gibi “Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir.” Kadınlar ve erkekler hak, özgürlük ve yükümlülük açısından eşittir. Fırsatlar ile sonuçlarda eşitliğin sağlanması ve hakların eşit kullanılabilmesi için cinsiyete dayalı ayrımcılıkların önlenmesi gerekir. Örneğin, ülkemizin de imzaladığı uluslararası sözleşmeler kapsamında (Kadın’a Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi ve İstanbul Sözleşmesi) kız çocuklarının eğitim haklarına erişimi ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi gibi cinsiyete dayalı ayrımcılığının kalkması için pek çok yasal düzenleme yapılmış, yönetmelik ve kanun maddeleri hayat geçirilmiştir.

“Farklı ve Eşit” ne demektir?

Toplumların aynı, benzer olmaya dayalı aidiyet düşüncesi “farklı” saydıkları bireylerin (engelliler, yaşlılar gibi grupların, cinsiyet, cinsel yönelim, etnik köken gibi farklılıkların) dışlanmasına neden olmaktadır. Eşitlik kavramını açıklamak üzere her bireyin farklı olduğu gerçeğini belirtmek ve eşitliğin insan hakları temelinde olduğunu anlatmak için farklı ve eşit ifadesi kullanılmaktadır. Kaynakları sınırlı dünyada yaşayan 7.3 milyar insanın her biri birbirinden farklıdır ve insanlık onuru, hakları bakımından eşittir. Bir başka deyişle farklı (biricik) birey olarak her insan bireysel insanlık onuruna saygı duyulması ve insan haklarından eşit olarak, vazgeçilemez, devredilemez şekilde yararlanma hakkına sahiptir.

Toplumsal cinsiyet nedir?

Cinsiyet; insanları kadın ya da erkek yapan fiziksel özelliklerdir. Toplumsal cinsiyet ise kültürel ve sosyal olarak toplum tarafından kabul edilen cinsiyet rolleridir. Bu roller kadınlar ve erkeklerin davranışlarını, sorumluluklarını, paylaşım düzenlerini, kaynaklara erişimini de belirler. Örneğin, ç kadınların daha duygusal, erkeklerin daha güçlü olduğu ya da bazı işlerin kadın işi, bazı işlerin erkek işi olduğuna dair genellemeler yapılır. Bu genellemelerde fiziksel özelliklerle kültürel ve sosyal öğrenmelerden kaynaklanan özellikler iç içe geçer ve birbirine karışır. Toplumsal cinsiyet, yapılan işleri ve sorumlulukları belirlediği kadar, farklı cinsiyetlerden kişilerin kaynaklara erişiminde de belirler ve çoğu zaman ayrımcılığa neden olur

Pozitif ayrımcılık ne demektir?

Pozitif ayrımcılık; ayrımcılığa uğrayan dezavantajlı durumdaki insanların toplumda ve etkili pozisyonlarda yer almalarını sağlamak için alınan önlemlerdir. Geçici özel önlem adı da verilmektedir. Eşitlik sağlanana kadar yasal düzenlemelerle özel önlem almak ve pozitif ayrımcılık yapmak ezilen kişi ve grupların haklarını sağlamayı amaçlar. Siyasette kadın kotası bu uygulamalara örnektir. Eşitlik sağlandığı zaman geçici özel önlemler görevini tamamlamış olur.

Kadına yönelik pozitif ayrımcılık gerekli midir?

Pozitif ayrımcılık özellikle siyaset ve iş yaşamında gereklidir. Siyasette kadın kotası kadınların yerel ve kamu yönetimlerinde karar verici noktalarda yer alması için gerekli bir uygulamadır. Siyasette kadınların veya gençlerin sadece “parti kolları” olarak aktif olması seçme seçilme hakkının önündeki en büyük engellerdendir ve bu grubun temsiliyet fırsatı açısından aynı koşullarda yer almasını engeller. Diğer yandan okullarda (spor ve sosyal faaliyetler vb.), işyerlerinde (her kademede) kadın erkek sayının eşit tutulmasına yönelik çalışmalar pozitif ayrımcılık çalışması kapsamına girmez, eşitlik ilkesinin uygulanmasıdır. İş yaşamında pozitif ayrımcılık bilgi, beceri ve deneyim açısından eşit olan erkek ve kadın arasından kadın işçi yararına bir ayrımcılık yapılmasıdır. İşyerinde çalışanların tamamı veya tamamına yakını erkek ise pozitif ayrımcılık uygulaması doğrudan eşitsizliğe karşı bir önlem niteliğinde uygulanabilir. Yani işin niteliğine ve başvuranların (bilgi, deneyim gibi) niteliklerinin uygun olması kaydıyla işveren belirli sayıda kadın işçiyi tercihen işe alabilir

Eşitlik olduğunda kadının ve erkeğin hayatında ne değişecek?

Cinsiyet eşitliği her iki cinsin sağlığının ve refahının korunmasını sağlayacak, çocukların güvenli özgüvenli ve huzurlu büyümesine olanak verecektir. Kadınların ve çocukların sağlıklı ve güvenli ortama ulaşmaları tüm toplumun kalkınmasını sağlar. Erkeklerin sağlıklı olmaları, eşleriyle ve çocuklarıyla içten yakın ilişki kurmaları ve yaşam sürelerinin uzaması olanaklı hale gelecektir. Kadınların yaşam haklarını kullanmaları sağlanacaktır. Kadınların ve erkeklerin eşit, birlikte sorumluluk alıp yaşamı sürdürmeleri dayanışma, paylaşım, iş bölümü becerilerini arttıracaktır. Kısaca daha rahat, huzurlu bir yaşam olasılığı artacaktır.

Kadınların işgücüne katılımı önündeki engeller nelerdir?

Toplumda ev, çocuk, yaşlı, engelli, hasta bakımının tamamıyla kadının görevi olarak algılanması, kız çocuklarının eğitim haklarından yararlanması ve meslek edinmesinin tali görülmesi, sosyal devlet anlayışıyla bakım hizmetlerinin kurumsal olarak geliştirilmemesi gibi nedenler kadınların iş gücüne katılımındaki en büyük engeldir. Bu nedenle kadınların istihdama katılımını artıracak mesleki eğitimlerinin desteklenmesi, kayıt dışı çalışmanın önüne geçilmesi ve kreş açılması gibi uygulamaların geliştirilmesine ihtiyaç vardır.

Kadına “Bayan” demek, neden sorunludur?

Genellikle “bayan” kelimesinin nezaket göstermek amacıyla seçilen bir kelime olduğu, bunda bir art niyet aramamak gerektiği söylenir. Dilimizde tamlamalar erkek-kadın, bay-bayan, hanım-bey şeklindedir. Dildeki cinsiyetçiliği ayırt edebileceğimiz noktalardan biri “kadın“ kelimesinin neden uygunsuz ayıp kaba algılandığını sorgulamaktır. Kadınların evlerinde temizlikçi olarak çalışan bireyleri temizlikçi diye değil de “kadın, eve gelen kadın, kadınım” ifadeleriyle anlatmaları da dâhil kadın kelimesine atfedilen olumsuz anlamlar (bekâret, namus vb.) nedeniyle bayan kelimesi yüceltilmiş ve nezaket olarak kodlanmıştır. Örneğin, münakaşalarda kişinin yüzüne “kadın, kadın, bana bak” gibi doğrudan ifadelerde de kadın kelimesine olumsuz anlam yüklemektedir. Bir cinsten 3. şahıs olarak bahsederken erkek kelimesine nötr veya olumlu anlamlar yüklenmesinin, kadın kelimesine ise olumsuz anlam yüklenmesinin nedenine bakılmalıdır. Bu “bayan” kelimesinin asla söylenmemesi anlamına gelmemelidir. Elbette sokakta nasıl bir erkeğe “Bayım, beyefendi bakar mısınız?” diye sesleniliyorsa, kadına da “Bayan, hanımefendi bakar mısınız?” demek, konuşmalara “Baylar ve bayanlar” diye başlamak doğaldır. Buradaki sorun, günlük dilde erkek diyebildiğimiz yerlerde, kadın yerine “bayan” kelimesinin kullanılması, kadının cinsiyetinin söylenmekten çekinilmesi, kaçınılmasıdır.